dimanche 31 janvier 2010

Ejder Kapani


Acikcasi herseyin aceleye geldigi bir anda saat nedeniyle secim sansi olmadan gittim ancak memnun kalmadigim soylenemez. Bazi karelerin gercekten cok kaliteli boyle enteresan acilar guzel cekimler fln ancak olayin kurgusu tam oturmamis bazen cok seri seri gidiyor film neden bu kadar hizli gidip bozuyorsunuz yaptiginiz bu guzel seyi diye dusundum izlerken.
Nejat Isler ise fasulyeden oynuyor bu filmde. Devrim Arabalarinda Haluk Bilginer ne kadar oynuyorusa o kadar iste sadece ismi var yani.
Filmin ismi ise neden boyle varos bir isim olmus anlayamadim ve isin enteresan tarafi isme filmde yer icin resmen kasmislar bir parca. Surda da soyle olsun ejder falan girsin isin icine seklinde bir zorlama sezdim ben.
Berrak Tuzunatac icin soylenecek bir sey yok guzel bir ablamiz falan filan ama bazen orada o giyilir mi diyor insan icinden. Ozellikle Emniyet Mudurlugundeki onca ayinin arasinda olcak is degil gercekten.
Filmde aklima takilan garip bir nokta ise su oldu: "Butun karakterler neden terli?" Gercekten Kenan Imirzalioglu zaten surekli terli ki gogus killarini gormedigimiz sahne sayisi cok az. Diger karakterlerde sagolsunlar Kenan'a destek veriyorlar ter konusunda.
Sinemada izleyecek baska bir seyiniz yoksa gidebilirsiniz. 10 uzerinden 6lik bir Turk filmi diyebiliriz her ne kadar sinifindaki yabanci filmlerden geride kalsa da...

samedi 30 janvier 2010

The Road


2006 yilinda ayni isimle Cormac McCarthy tarafindan yayinlanan bir romanin John Hillcoat tarafindan yapilan sinema uyarlamasi 'The Road'. Konu basit buyuk bir felaket, yavas yavas olen bir dunya, kaybolan insani duygular... Ancak filminde boyle yollarda gezen derbeder bir krakter varsa o krakteri Viggo Mortensen oynayacak yani adam oynuyor tebrik ederim. Charlize Theron'un katilimi da "Abi filmde Charlize oynuyormus gidelim" denecek boyutlarda degil. Ancak her zaman saygimiz sonsuz...

Filmi zorlarsaniz icine girebilir ve farkli farkli mesajlar cikarabilirsiniz. Bir babanin cocugunu koruma hikayesinden cok, cocugun babayi o dunyanin etkilerinden arindirma cabasi olarak adlandirdim ben ana fikiri. Herkes farkli seyler bulabilir tabi. Acikcasi cok hizli bir film degil ancak renklerin kullanimi ve yaratilan o felaket ile dolu dunya, filmin basinda beni tasimisti.

Tavsiye edilesi bir film, pisman olacaginizi zannetmiyorum.

jeudi 28 janvier 2010

The Man Who Stare at Goats


2004'te Jon Ronson tarafindan yayinlanan kitabin ayni isimle sinemaya aktarilmasi "The Man Who Stare at Goats". Amerikan ordusunun metafizik gucler uzerine yaptigi arastirmalarin hikayesi olarak ozetleyebiliriz. Soylenecek fazla bir sey yok film uzerine George Clooney'nin "Burn After Reading" ile baslayip "Up in the Air" ile devam eden citir cerez filmlerinin son halkasi olmus. Icinde Kevin Spacey de varsa izlenir acikcasi ama 3 puan parolasi ile izlemek yerine en bastan beraberlige razi olmak en dogrusu.

Up In the Air

Boyle bir meslek dunya uzerinde var mi emin degilim eger varsa gercekten cok komik. Patronlarin insanlari isten atacak cesarete sahip olmayip baska bir sirket ile sirf elemanlerini kovmasi icin baska insanlar ile anlasmasi. Film uber bir film degil ancak bana guzel gelen tarafi baglanma problemlerine sahip bir adamin hayatini hicbir insana baglanmamak uzerine kurmasi oldu. Tamamen George Clooney uzerinden giden, krakterdeki degisimlerin surukledigi bir film.

Yapacak daha iyi bir is yoksa ve bunyede de can sikintisi varsa gider.

The White Ribbon (Das weisse Band - Eine deutsche Kindergeschichte)

Imdb notu bu post'un girildigi dakikalarda 8.2 olan Michael Haneke'nin son filmi "The White Ribbon" Cannes Film Festivali'nin en buyuk odulu Altin Palmiye basta olmak uzere Golden Globe , European Film Awards gibi organizasyonlarda en iyi secilen ayrica BAFTA odullerine de aday gosterilen bir film. Acikcasi ben birazcik fazla buldum bu kadarini cunku filmde enteresan olan tek nokta Haneke'ye ozgu sonu. Enteresan derken benim icin tatmin edici olmayan beklenmeyen bitis, havada kalan olaylar... Sinematografik olarak filmi elestiricek duzeyde bilgiye sahip degilim ancak saf bir izleyici olarak diyebilirim ki filmin sonunda zihnimde sadece iki sey vardi. Birincisi Alman disiplininin vucutlasmis halini gormenin saskinligi, ikincisi bunu gormek icin de 144 dakika harcamanin fazla olup olmadigiydi.

Filmden sonra elestirileri okudugumda da bende bir sorun var diye dusundum cunku insanlar begeniyor yahu. Anlam veremedim, surekli bahsedilen cok teknik bir bitis, izleyiciye icten icten gelen bir rahatsizlik falan gibi tanimlar var. Bu film yerine sanki Funny Games'i izleyip tekrar yorumlamislar sanki.

Benim okuzleme degerlendirmem ile 8.2 degil 4.2 olabilir hadi Haneke'nin guzel hatri icin 5 olsun.

1913 yilindaki boktan bir Alman kasabasindan 2 saatlik film cikmazmis arkadas...

mercredi 27 janvier 2010

Black Cab Sessions


Belki bileni vardir ama ben yeni gordum bu siteyi. Cok hosuma gitti ama oldukca komik buldum sonra dusununce. Cunku siteyi biraz karistirirsaniz isin icindeki bangbus havasi oldukca manidar.

Ayrica minicik yere 4-5 tane okuz gibi adam sikisip sarki soleyip, gitar fln calinca komik oluyor bee...

Ilgilisine: http://www.blackcabsessions.com/

lundi 25 janvier 2010

Ilk Kisa Film Sinemamiz


Turkiye'nin ilk kisa film sinemasi Kadikoy'de acilmis. 23 Ocak'ta yapilan acilisin ardindan her hafta pazar gunleri 16:00'dan itibaren gerceklestirilecek gosterimlerin ardindan yonetmenler ile bulusma ve tartisma imkani da olacakmis...

Ilgilisine: http://nazimhikmetkulturmerkezi.org/kisa.html

mercredi 20 janvier 2010

Neler Oluyor Hayatta?

Sadece sana bakabiliyorum su anda, insallah sende gordugunde beni hatirlarsin...

Halim yok hicbir sey yapmaya ne yazmaya ne calismaya ne de calistiklarimi bir kagida kusmaya. Istemiyorum galiba ugrasmayi bu islerle, anlamsiz bir dolu seyi ogrenmek icin mecalim kalmadi artik ogrensem bile dokemiyorum iste kagida bunlari, yapmiyorum, sikildim hepsinden. Her zaman bir yaris, her zaman stresli insanlar gormek istemiyorum hicbirini, hicbirinizi. Ya siz cok aptalsiniz veya ben... Bilmiyorum ki hepiniz bu kadar cabalayip nereye gitmek istiyorsunuz belki bir bok vardir orada benim henuz goremedigim, bilemedigim. Gercekten nereye gidiyorsun hic sordunuz mu kendinize. Acikcasi ben yeni yeni sormaya basladim nereye gidiyorum lan ben, ne yapiyorum burada...
Insallah sen benden once sorarsin.

Hedef, amac, emel vb. nedir bunlarin anlami acaba beni hayata baglayan seyler mi yoksa hayattan koparanlar mi? Neden 1 saat uyuyarak hayatimin bir gununu bombok ediyorum dunyanin en kutuphane olmayan kutuphanesinde bunlari yaziyorum? Acaba cok mu soru soruyorum gereksiz mi bunlar bunalimda miyim yoksa uyaniyor muyum gerceklerin ortasinda? Cok mu dusunuyorum, enayi miyim, yoksa sadece uykum var ve sacmaliyor muyum...
Insallah sen benden az soru sorarak dogruya ulasirsin.

Bir yer hayal ediyorum ogrenmek icin acaba amacsiz yasayabilir miyim diye. Su ana kadar bir amac icin mi yasiyor musum bilmek istiyorum bunu oraya gidince, yoksa kandirdim mi kendimi her zaman, aslinda yapay sacmaliklarin mi pesinden kosuyor musum bilmeden? Her zaman etrafima realisme kusarken cok mu abarttim bu olayi acaba? Birazcik hayalperest olmak rahatlatir mi insani ki? Hayalini bile kuramiyorum gidecegim yerin cunku onceden butun imajlari kafamiza cizmisler, onceden birileri kurmus bu hayalleri, bana ozel degil bu deniz kum gunes uzun sahil veya daglar arasinda tek basina bir kulube. Bu kadari da sart miydi be hayallerimizi bile klise haline getirdiniz, onlari dusunmekten utandirdiniz bizi. Su anda bir dag kulubesinde tek basima olmak istiyorum(bir tek sen olabilirsin yanimda ne de olsa daha konusamiyorsun.) ama internette olsun istiyorum yoksa sikilirim. Yahu nasil bagladiniz beni bu hayata? Hayallerim sizin, hayatim sizin. Neden bu kadar ele gecirdiniz beni bari ruyalarim bana kalsaydi. Onlarin icinden bile youtube videolari, reklam karelerindeki mor milka inegi firlayacak gibi. Dusunsene be sadece kendi gordugumuz ruyalar olsa anlatmasi yasak olsa sadece ben gorsem ve bende kalsa kendi zihnimin derinliklerinden gelse, oraya gomulse ve o gorsel sacmaliklar icine nufuz edememis olsa. Cok guzel olmaz mi? Henuz anlayamadigim garip gezegende sadece ve sadece bana ait birsey olsa sevgilim, en yakin arkadasim, annem, babam bile bilmese sen bilmesen sadece ben bilsem gozlerimi kapayinca o dunyaya gitsem...
Sana soylerim heralde anlatamazsin kimseye hatirlamazsin ki simdi sana anlatsam bunlari.

Cok sacmaladim biliyorum bunun icinde yaziyi hepsinin okunmayacagi bir boyuta ulastirmaya calisiyorum sikil ki yarida birak git belki de bana ozel kalsin en azindan bir kismi. O halde neden buraya yaziyorum bilmiyorum ki. Iste bu benim problemim ne yaptigimi bilmiyorum hep soyleneni yaptim goze hos goruneni yaptim ama neden yaptim bende bilmiyorum.
Insallah sen bilirsin ne yaptigini herseyi de sana gore olan dogrularla yaparsin.

Seni cok ozluyorum gercekten cok ozluyorum. Belki de su anda ozledigim baska seyler, ikiniz ustuste gelince boyle aptal oldum bilmiyorum. Ama keske eve gitsem ve seni gorsem, bilgisayarin ekraninda olmasan da gercekten dokunabilsem sana. Kosarak gelip bana uzansan keske gecen gun ekrandan elimdeki oyuncagini almaya calistigin gibi.
Ne de olsa kosabiliyorsun artik ben daha goremedim...

mardi 19 janvier 2010

Cin'de Google Savasi ve Baidu

Cin Halk Cumhuriyeti hukumeti ile Google.com arasindaki cekismenin siddeti yukseliyor ve bu durumdan Cin pazarina ilk giris yapan arama motoru baidu.com karli cikmaya devam ediyor. Aralik ayinin ortalarinda en ust seviyeye ulasan gmail hesaplarina Cin'den yapilan saldirilarin ardindan Google olayi kendi resmi blogunda yaptigi aciklama ile siyasi boyuta tasirken diger buyuk firmalarinda bu saldirilardan nasiplerini aldigina dair kanitlari oldugunu belirterek bu savasta tek basina kalmamaya calisiyor. Aciklamanin siyasi boyutu ise gmail hesaplarina yapilan saldirilarda ozellikle Cin'de insan haklari konusundaki aktivistlerin hesaplarinin hedef alindigina dair. Google-Cin cekismesi sonucunda her kosulda google gerilerken baidu yukseliyor ve isin enteresan tarafi ise baidu'nun milliyetci kampanyalar ile cinli sermayeye ait bir sitenin google karsisinda tutunmasini saglamayi basarmasi. Bunda tabiki Cin hukumetinin baidu'ya tanidigi ayricaliklarinda buyuk payi var.(Baidu Cin'de muzik arama motoru olarak kullanilirken google bu konuda hizmet veremiyor.) Biz de kendimize milliyetci diyorduk...

dimanche 17 janvier 2010

Dexter

Ilk iki sezon kurgusu ve surukleyiciligi ile favorilerimden biri olup 3.sezonda biraz siradanlasan Dexter 4.sezon finali ile beni yeniden buyulemeyi basardi. 1.sezonu kitap uyarlamasi oldugundan dolayi gercekten olagandisi bir surukleyicilige sahipti Dexter ve 2.sezon senaryosu yazilirken kitabin yazari Jeff Lindsay'nin yaratici kadroya dahil edilmesi bu diziyi digerlerinden ayiriyordu. Ozellikle sezon boyu suren konu butunlugu beni cok etkilemisti cunku ayni konuyu devam ettirip izleyici sikmadan 12 bolum boyunca kitlemek gercekten zor is. Ancak 3.sezon benim gozumde bir dusus olmustu ve 4.sezonun ortalarina kadar bu dusus(veya dexter'dan beklenen performanstan uzaklik) devam etti. Ancak 4.sezon finalinin ardindan en yakin zamanda butun sezonu tekrar izleme istegi uyandirdi icimde. Baslamayanlara baslasin, bitirmeyenler ise en kisa zamanda 4.sezon finaline ulassin derim.

lundi 11 janvier 2010

Zombieland


Eger cok bos vaktiniz varsa...

Hey Whipple Squeeze This: Aguide to Creating Great Ads


Luke Sullivan'in Turkceye MediaCat Kitaplari tarafindan Satan Reklam Yaratmak olarak cevirilen bu kitabi yeni karsima cikti. Gercekten iletisim sektoru ile profesyonel veya amator olarak ilgilenen herkesin okumasi gereken bir kitap. Luke Bey'in etkilendigi, onda iz birakan reklamlara yer vermesi benim gibi yolun basindaki insanlar icin cok yararli olmus. Kitabi okurken bir yandan tamam biliyoruz bunlari zaten derken bir sonraki pragrafta yer verilen ornekler ile abi adamlar neler yapmis derken buluyor insan kendini.

jeudi 7 janvier 2010

Viera City'de

Patrick Viera yaptigi son aciklama ile Man City'e gidiyorum demis. Hayirli olsun, belki de modern on liberolarin babasi Viera'yi yeniden duzenli olarak izleme firsati buluruz.

mardi 5 janvier 2010

Arda Turan'a Metin Oktay'i Ornek Gostermek


Kelimeleri yazarken bile komik geliyor insana dusunmeden yapilan bu orneklendirme.
Arda Turan'in mansetlere tasinan son olayi, Metin Oktay Tesislerinde, bir adamin cep telefonundan yukselen Fenerbahce Marsi'na verdigi anlasilabilir ancak ayarsiz ve dengesiz tepki oldu. Gercekten komik bir olay ve Arda'nin tepkisi olaya farkli bir mizah katiyor. Ancak bu olayi yorumlarken Arda'ya Metin Oktay'i ornek gosterenler en az Arda'nin hareketi kadar sacma bir harekete imza atti. Cunku 1955 yilinda Galatasaray formasini giymeye baslayan, cok ozel bir oyuncuyu su anki hayatin gobegine koyuvermek(2010'a), hem ona hem de Arda'ya haksizlik. O donemin futbolunun sartlarini, hirslari, donen paralari, medyanin etkisini, taraftarin baskisini bir anda silip Metin Oktay'i 2010 da vitrin'e koymak cok yanlis. Arda asla Metin Oktay olamayacak. Hatta baska bir Metin Oktay olabilir mi? Olursa Galatasaray onu elinde kac sezon tutabilir? Zaten kariyeri boyunca sadece bir kez kirmizi kart goren bir oyuncu ve gercek bir beyefendi olan Metin Oktay ile su anda centilmenlik acisindan yarisabilecek kac futbolcu var ki onu Arda ile yaristiriyoruz.

samedi 2 janvier 2010

Moon

Kevin Spacey'nin seslendirmesi ile katki yaptigi, Confessions of a Dangerous Mind'daki performansi ile gonlumde yeri olan Sam Rockwell'in tek kisilik dev kadrosundan olusan bu guzel filmi tavsiye ederim. Ozellikle gece vakitlerinde tek basiniza izlerseniz daha bir etkili oluyor.

Tavsiyesi icin Gaello'ya tesekkurler...

vendredi 1 janvier 2010

Whatever Works


22 Nisan 2009'da premier'i yapilan Woody Allen'in son filmini bu gece izleme sansim oldu. Basit olarak, tavsiye edecegim citir cerez bir yapim, derine inmek gerekirse de orjinal bir hikaye degil ancak orjinal olmasi amaclanmamiszaten. Film boyunca da "KILI$ELER bazen guzeldir" cumlesi ile de boylesi orijinal bir film yaratma kaygisi olmadiginin alti cizilmis. Siradan bir hikayenin (KILI$ELERin) bir bucuk saatlik bir keyif verebilecegini gorduk. Fazla zorlamaya gerek yok basit bir film, mesajlar, zitliklar cok net.

Tebrik ederiz guzel olmus...

Breno Nuremburg'da


Geldiginden beri Almanya Liginde sadece 8 kez forma giyebilen ve Daniel van Buyten ile Martin Demichelis'in arkasinda kalan Breno Nuremburg'a kiralik olarak verildi.

Victoria Secret fashion show 2010

Sansurlu olarak izledigimiz bu seneki sov, Black Eyed Peas'in guzel performansina ragmen artik eski tadini vermiyor gibi. Usher veya Justin Timberlake gibi isimler lazim oraya.
Heidi Klum'un yaptigi dogumdan 40 gun sonra gerceklestirilen cekimlerde, bir mama gibi konumlandirilmasi biraz garip kacsa da yeni secilen Victoria Secret melegi kadar garip olamazdi. Tamam kizimiz guzel saygilar ama butun Amerika'yi aradiniz ve buldugunuz melek bu mu yani???

RTUK'e de ayri bir parantezde tesekkur ediyoruz bizim ahlakimiz icin acik olan popolari kapadilar allah onlardan razi olsun...

Son Afrika Kupasi


2010 Afrika Kupasi Didier Drogba'nin son Afrika Kupasi olacakmis.
Turkcesi Drogba artik sezonun ortasinda oynanan Afrika Kupalarindan bikmis.

Buyukler ve digerleri

Ali Turan'in Galatasaray'a transferi iyice yilan hikayesi olmus durumda Adnan Sezgin kimse ile bir anlasma yapilmadigini aciklarken Suleyman Hurma Galatasaray'i topa tutuyor. Bu karmasa boyle geldi boyle gidiyor bizim Super Ligimizde. Buyukler bir oyuncuyu gozlerine kestirdikleri zaman kimseyi takmadan once oyuncunun aklini celip ardindan kulup ile oyuncu zaten bizde oynamak istiyor kartini kullanarak masaya oturuyorlar. Peki Bir duzenleme yapmak bu kadar zor mu? Yurt disinda henuz kulubu ile anlasmadigi oyuncu ile yemek yerken yakalanan idareci zor duruma duserken biz hala oyuncularin kacirilmadiklarina sukrediyoruz.

Sumatra

Blogun ilk girisi blogun adiyla ilgili olsun. Yaklasik 470,000 km² olan Sumatra, Dunyanin en buyuk 6.adasidir ve Endonezyo sinirlari icerisinde kalmaktadir. Vahsi yasam acisindan bir cennet olan Sumatra'nin benim gonlumde taht kurma sebebi ise mahallemizin cay bahcesi olan Starbucks'in o muazzam Sumatra Dark isimli kahvesidir.

Hadi bakalim Hayirli olsun...